KURUMLARA KABUL SIRASINDA
SAĞLIK MUAYENELERİ

Yusuf Kenan ÇAĞLAR

Kontrolörler Kurulu

Başkanı

Yusuf Kenan ÇAĞLAR

 

Ceza infaz kurumları, kapalı bir alanda 24 saat aralıksız yaşamın sürdüğü mekanlardır. Bu kurumlarda kalmakta olan hükümlü ve tutukluların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını koruyarak yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamak, iyileştirme olarak ifade ettiğimiz, yeni infaz anlayışının temelini oluşturmaktadır.

Konuya bu yönüyle baktığımızda, kurumda kalmakta olan hükümlü ve tutukluların, her yönüyle yeterince tanınmasının ne kadar önemli olduğu hususu ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle;
İnfazın temel anlayışına uygun hareket edebilmek için, öncelikli olarak işe doğru başlamak, hükümlü veya tutukluyu daha ilk aşamada, yani kuruma kabul aşamasında değerlendirmek, tanımak ve bunun sonucunda ortaya çıkacak duruma göre her türlü tedbiri almak gerekmektedir.

Hükümlü veya tutuklulara yönelik olarak, kuruma ilk geldiklerinde yapılacak tespitin, kurumda kaldıkları süre içerisinde, kendilerinde meydana gelen her türlü değişikliğin izlenebilmesi ve salıverilmeye esas olan iyi halin belirlenmesinde önemli olacağı unutulmamalıdır.
Bu anlayışın uygulamaya hakim olabilmesi için, infaz mevzuatımızda hükümlü veya tutukluyu tanımaya yönelik düzenlemelere geniş şekilde yer verilmiş ve bu tanımaya uygun olarak hazırlanacak iyileştirme programları dahilinde infazın gerçekleştirilmesi için çeşitli zorlayıcı hükümler konulmuştur.

Ceza infaz kurumlarına kabulle ilgili düzenleme, 5275 sayılı "Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un 21 inci maddesinde " Kuruma Alınma ve Kayıt İşlemleri " başlığı altında yapılmış, ayrıca; " Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük" ün aşağıda gösterilen 67 nci maddesinde, Kanun'da belirtilen hükümleri de içine alacak şekilde geniş olarak belirlenmiştir.

"KURUMA ALINMA VE KAYIT İŞLEMLERİ
Madde 67 - (1) Haklarında kesinleşmiş hapis cezasını içeren mahkûmiyet ve ödenmeyen adlî para cezalarının hapse çevrilmesine ilişkin karar bulunanlar, Cumhuriyet başsavcılığının yazılı emriyle kuruma gönderilir.

(2) Kuruma alınan hükümlülerin adı ve soyadı, işledikleri suç, cezalarının türü ve süresi, mahkûmiyet ilâmının tarih ve numarası ve infaza başlandığı gün "hükümlü kayıt defteri"ne kayıt olunur. Bu defterdeki sıra numarası, hükümlünün numarasını oluşturur.

(3) Tanıya yönelik olarak hükümlülerin parmak ve avuç içi izleri alınır, fotoğrafları çekilir, kan grupları, vücutlarının dış özellikleri ve ölçüleri belirlenir. Bu amaçla, gerektiğinde teknik ve tıbbî konularda, Cumhuriyet başsavcılığının talebi ile dış güvenlik görevlileri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarından yardım alınabilir.

a) Kayıt altına alınan bu bilgiler, hükümlünün kişisel dosyasında veya elektronik ortamda saklanır. Bu bilgiler, kanunların zorunlu kıldığı hâller dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemez. Talep hâlinde, bilgi veya kayıtların verilip verilmeyeceği Cumhuriyet başsavcılığınca değerlendirilir ve yerine getirilir,

b) Firar veya asayiş olaylarının önlenmesi amacıyla hükümlülerin; kimlik bilgileri, fotoğrafı, kişisel veya fiziksel özelliklerine ait bilgiler aynı kurumda görevli dış güvenlik görevlileri ile bu görevlilerin bağlı bulunduğu kuruma verilebilir. Ancak bu durumda verilen bilgiler amaç dışında kullanılamaz.

(4) Hükümlüler hakkında üst ve eşyası arandıktan sonra aşağıdaki işlemler yapılır:

a) Kuruma gelen her hükümlü kabul odasına alınır. Bu süre içerisinde hükümlünün kuruma uyumuna yönelik yardım yapılarak, gerekli olan bilgiler sözlü ve yazılı olarak kendisine bildirilir. Kabul odasına alınan hükümlü burada en çok üç gün kalır,

b) Kabul odasında geçen süre içerisinde cezaevi tabibi tarafından muayeneleri yapılır ve muayene sonucu sağlık fişine kaydolunur,

c) Muayene sonucunda, kurumda tedavisi mümkün olmayan veya bulaşıcı bir hastalığı veya cezasının infazına engel herhangi bir maluliyeti olduğu tespit edilenler, kurum en üst amiri tarafından derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir,

d) Kabul odasında bulunan hükümlülerin okuma, yazma ve öğrenim durumları öğretmen tarafından belirlenir,

e) Hükümlülerin bir meslek ve sanatı olup olmadığı, var ise seviyesi, atölye şefi tarafından belirlenir,

f) Psiko-sosyal yardım servisi görevlileri tarafından hükümlüye ilişkin ilk bilgiler alınır,

g) Her hükümlünün odaya gönderilmeden önce yıkanması sağlanır,

h) Her hükümlüye kurumunda çekilmiş fotoğrafı bulunan bir "hükümlü kimlik belgesi" verilir.

(5) Kabul odasındaki işlemler bitirildikten sonra hükümlü suç, grubuna uygun odaya yerleştirilir."

İyileştirme olarak nitelediğimiz infaz anlayışının önemli unsurlarından birisi olan, fiziksel ve ruhsal sağlığın korunması ilkesini esas alarak, Tüzük'te yer alan yukarıdaki madde metnini incelediğimizde, kurum idareleri tarafından dikkate alınması gereken sağlıkla ilgili hükmün, dördüncü fıkranın ( b ) ve ( c ) bentlerinde gösterilen düzenlemeler olduğu anlaşılmaktadır.

"b) Kabul odasında geçen süre içerisinde cezaevi tabibi tarafından muayeneleri yapılır ve muayene sonucu sağlık fişine kaydolunur,
c) Muayene sonucunda, kurumda tedavisi mümkün olmayan veya bulaşıcı bir hastalığı veya cezasının infazına engel herhangi bir maluliyeti olduğu tespit edilenler, kurum en üst amiri tarafından derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir,"

Bu düzenlemeleri dikkate aldığımızda, bir konunun üzerinde önemle durulması gerektiğini, tüm kurum idarecilerine tekrar hatırlatmak isterim.

İlgili maddenin belirtilen fıkralarından anlaşılması gereken husus şudur:

İdare olarak, teslim aldığınız hükümlü veya tutuklunun her şeyinden sorumlusunuz. Öyleyse; teslim aldığınız kişinin sağlık durumunun ne olduğunu da ayrıntılı olarak bilmek zorundasınız. Hele bu hükümlü veya tutuklunun kuruma teslim edildiği andaki sağlık durumu, idareler tarafından üzerinde en fazla hassasiyetle durulması gereken konu olarak değerlendirilmelidir.

Bu durumun gözardı edilmesi veya bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmemesi halinde, ilerde telafisi imkânsız sorunlar yaşayacağınızın muhakkak olduğunu unutulmamalısınız.

Sonuç olarak;

Çok hassas bir görev yapmakta olan kurum çalışanları, önemsiz gibi görünen bazı ayrıntıların, yeri geldiğinde ne büyük olumsuzluklara sebebiyet verebileceğini, küçük bir ihmalin bile, hak edilmeyen bir muameleye tabi tutulmalarına neden olabileceğini akıllarından çıkarmamalıdırlar.

Bu konudaki tek güvencelerinin kendileri olduğunu, görevleriyle ilgili hususlarda hassas davranıp, mevzuata uygun faaliyet göstermeleri halinde tüm zorlukların üstesinden gelebileceklerini bilmelidirler.

Yazımın sonunda, tüm kurum personeline yönelik uyarımı bir kez daha tekrarlamak isterim:

"Hükümlü veya tutuklunun kuruma teslim edildiği andaki sağlık durumu, idareler tarafından üzerinde en fazla hassasiyetle durulması gereken husus olarak değerlendirilmelidir."

Yapılan açıklamaların, çalışmalarınızda dikkate alınması umuduyla başarılar dilerim.