|
Ceza infaz
kurumları, kapalı bir alanda 24 saat aralıksız yaşamın sürdüğü
mekanlardır. Bu kurumlarda kalmakta olan hükümlü ve tutukluların
fiziksel ve ruhsal sağlıklarını koruyarak yaşamlarını
sürdürebilmelerini sağlamak, iyileştirme olarak ifade ettiğimiz,
yeni infaz anlayışının temelini oluşturmaktadır.
Konuya bu
yönüyle baktığımızda, kurumda kalmakta olan hükümlü ve
tutukluların, her yönüyle yeterince tanınmasının ne kadar önemli
olduğu hususu ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle;
İnfazın temel anlayışına uygun hareket edebilmek için, öncelikli
olarak işe doğru başlamak, hükümlü veya tutukluyu daha ilk
aşamada, yani kuruma kabul aşamasında değerlendirmek, tanımak ve
bunun sonucunda ortaya çıkacak duruma göre her türlü tedbiri almak
gerekmektedir.
Hükümlü veya
tutuklulara yönelik olarak, kuruma ilk geldiklerinde yapılacak
tespitin, kurumda kaldıkları süre içerisinde, kendilerinde meydana
gelen her türlü değişikliğin izlenebilmesi ve salıverilmeye esas
olan iyi halin belirlenmesinde önemli olacağı unutulmamalıdır.
Bu anlayışın uygulamaya hakim olabilmesi için, infaz mevzuatımızda
hükümlü veya tutukluyu tanımaya yönelik düzenlemelere geniş
şekilde yer verilmiş ve bu tanımaya uygun olarak hazırlanacak
iyileştirme programları dahilinde infazın gerçekleştirilmesi için
çeşitli zorlayıcı hükümler konulmuştur.
Ceza infaz
kurumlarına kabulle ilgili düzenleme, 5275 sayılı "Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un 21 inci maddesinde
" Kuruma Alınma ve Kayıt İşlemleri " başlığı altında yapılmış,
ayrıca; " Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük" ün aşağıda gösterilen 67 nci
maddesinde, Kanun'da belirtilen hükümleri de içine alacak şekilde
geniş olarak belirlenmiştir.
"KURUMA
ALINMA VE KAYIT İŞLEMLERİ
Madde 67 - (1) Haklarında kesinleşmiş hapis cezasını içeren
mahkûmiyet ve ödenmeyen adlî para cezalarının hapse çevrilmesine
ilişkin karar bulunanlar, Cumhuriyet başsavcılığının yazılı
emriyle kuruma gönderilir.
(2) Kuruma
alınan hükümlülerin adı ve soyadı, işledikleri suç, cezalarının
türü ve süresi, mahkûmiyet ilâmının tarih ve numarası ve infaza
başlandığı gün "hükümlü kayıt defteri"ne kayıt olunur. Bu
defterdeki sıra numarası, hükümlünün numarasını oluşturur.
(3) Tanıya
yönelik olarak hükümlülerin parmak ve avuç içi izleri alınır,
fotoğrafları çekilir, kan grupları, vücutlarının dış özellikleri
ve ölçüleri belirlenir. Bu amaçla, gerektiğinde teknik ve tıbbî
konularda, Cumhuriyet başsavcılığının talebi ile dış güvenlik
görevlileri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarından yardım
alınabilir.
a) Kayıt altına
alınan bu bilgiler, hükümlünün kişisel dosyasında veya elektronik
ortamda saklanır. Bu bilgiler, kanunların zorunlu kıldığı hâller
dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemez. Talep hâlinde, bilgi
veya kayıtların verilip verilmeyeceği Cumhuriyet başsavcılığınca
değerlendirilir ve yerine getirilir,
b) Firar veya
asayiş olaylarının önlenmesi amacıyla hükümlülerin; kimlik
bilgileri, fotoğrafı, kişisel veya fiziksel özelliklerine ait
bilgiler aynı kurumda görevli dış güvenlik görevlileri ile bu
görevlilerin bağlı bulunduğu kuruma verilebilir. Ancak bu durumda
verilen bilgiler amaç dışında kullanılamaz.
(4) Hükümlüler
hakkında üst ve eşyası arandıktan sonra aşağıdaki işlemler
yapılır:
a) Kuruma gelen
her hükümlü kabul odasına alınır. Bu süre içerisinde hükümlünün
kuruma uyumuna yönelik yardım yapılarak, gerekli olan bilgiler
sözlü ve yazılı olarak kendisine bildirilir. Kabul odasına alınan
hükümlü burada en çok üç gün kalır,
b) Kabul
odasında geçen süre içerisinde cezaevi tabibi tarafından
muayeneleri yapılır ve muayene sonucu sağlık fişine kaydolunur,
c) Muayene
sonucunda, kurumda tedavisi mümkün olmayan veya bulaşıcı bir
hastalığı veya cezasının infazına engel herhangi bir maluliyeti
olduğu tespit edilenler, kurum en üst amiri tarafından derhâl
Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir,
d) Kabul
odasında bulunan hükümlülerin okuma, yazma ve öğrenim durumları
öğretmen tarafından belirlenir,
e) Hükümlülerin
bir meslek ve sanatı olup olmadığı, var ise seviyesi, atölye şefi
tarafından belirlenir,
f) Psiko-sosyal
yardım servisi görevlileri tarafından hükümlüye ilişkin ilk
bilgiler alınır,
g) Her
hükümlünün odaya gönderilmeden önce yıkanması sağlanır,
h) Her
hükümlüye kurumunda çekilmiş fotoğrafı bulunan bir "hükümlü kimlik
belgesi" verilir.
(5) Kabul
odasındaki işlemler bitirildikten sonra hükümlü suç, grubuna uygun
odaya yerleştirilir."
İyileştirme
olarak nitelediğimiz infaz anlayışının önemli unsurlarından birisi
olan, fiziksel ve ruhsal sağlığın korunması ilkesini esas alarak,
Tüzük'te yer alan yukarıdaki madde metnini incelediğimizde, kurum
idareleri tarafından dikkate alınması gereken sağlıkla ilgili
hükmün, dördüncü fıkranın ( b ) ve ( c ) bentlerinde gösterilen
düzenlemeler olduğu anlaşılmaktadır.
"b) Kabul
odasında geçen süre içerisinde cezaevi tabibi tarafından
muayeneleri yapılır ve muayene sonucu sağlık fişine kaydolunur,
c) Muayene sonucunda, kurumda tedavisi mümkün olmayan veya
bulaşıcı bir hastalığı veya cezasının infazına engel herhangi bir
maluliyeti olduğu tespit edilenler, kurum en üst amiri tarafından
derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir,"
Bu
düzenlemeleri dikkate aldığımızda, bir konunun üzerinde önemle
durulması gerektiğini, tüm kurum idarecilerine tekrar hatırlatmak
isterim.
İlgili maddenin
belirtilen fıkralarından anlaşılması gereken husus şudur:
İdare olarak,
teslim aldığınız hükümlü veya tutuklunun her şeyinden
sorumlusunuz. Öyleyse; teslim aldığınız kişinin sağlık durumunun
ne olduğunu da ayrıntılı olarak bilmek zorundasınız. Hele bu
hükümlü veya tutuklunun kuruma teslim edildiği andaki sağlık
durumu, idareler tarafından üzerinde en fazla hassasiyetle
durulması gereken konu olarak değerlendirilmelidir.
Bu durumun
gözardı edilmesi veya bu konuda gerekli hassasiyetin
gösterilmemesi halinde, ilerde telafisi imkânsız sorunlar
yaşayacağınızın muhakkak olduğunu unutulmamalısınız.
Sonuç olarak;
Çok hassas bir
görev yapmakta olan kurum çalışanları, önemsiz gibi görünen bazı
ayrıntıların, yeri geldiğinde ne büyük olumsuzluklara sebebiyet
verebileceğini, küçük bir ihmalin bile, hak edilmeyen bir
muameleye tabi tutulmalarına neden olabileceğini akıllarından
çıkarmamalıdırlar.
Bu konudaki tek
güvencelerinin kendileri olduğunu, görevleriyle ilgili hususlarda
hassas davranıp, mevzuata uygun faaliyet göstermeleri halinde tüm
zorlukların üstesinden gelebileceklerini bilmelidirler.
Yazımın
sonunda, tüm kurum personeline yönelik uyarımı bir kez daha
tekrarlamak isterim:
"Hükümlü veya
tutuklunun kuruma teslim edildiği andaki sağlık durumu, idareler
tarafından üzerinde en fazla hassasiyetle durulması gereken husus
olarak değerlendirilmelidir."
Yapılan
açıklamaların, çalışmalarınızda dikkate alınması umuduyla
başarılar dilerim. |